
Otomotiv sektöründe model tasarımı, test, yazılım entegrasyonu gibi aşamalar hem pahalı hem zaman alıcıdır. Böyle bir ortamda BMW, kodlamadan simülasyona kadar yapay zekâyı tüm geliştirme hattına entegre ederek verimliliği artırmayı planlıyor. Post’un açıklamasına göre, gelecekte yeni bir araç projesi için sadece 1.000 kişilik ekip yeterli olacak. Şirket, bu yaklaşımıyla hem zamandan hem maliyetten tasarruf etmeyi amaçlıyor. Diğer otomotiv devleri de benzer stratejiler üzerinde çalışma yürütüyor. Ancak BMW’nin bu benzetmeyi öne çıkarması, teknolojiyi kullanmadaki özgüveni gösteriyor.
Yeni stratejiyle BMW, önümüzdeki iki yıl içinde 40’ın üzerinde model piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu modellerden bazıları tamamen yeni platformlara dayalı olabilir. AI destekli geliştirme modeli, kalite standardından ödün vermeden hızı artırmayı amaçlıyor. Aynı zamanda üretim planlamasından kullanıcı deneyimine kadar birçok süreç AI ile optimize edilecek. BMW, bu hamlesiyle Çin’in hızlı üretim yetkinliğini aşmayı da hedeflediğini vurguluyor.
BMW’nin bu yaklaşımı, otomotivde dijital dönüşümün somut bir örneği. Yapay zekâ, sadece destekleyici değil, doğrudan oluşturucu bir araç hâline geliyor. Ancak bu dönüşümün başarısı, hem teknik altyapıya hem de insan kaynaklarına dayalı olacak.
AI ile hız kazanmak bir şey; bunu tutarlı kaliteyle sürdürmek ise sınav olacak.
Bu strateji, otomotivde “AI ile nasıl daha akıllı yapılır” sorusuna dair güçlü bir cevap olabilir.
Kaynak: roadandtrack
