Çoğu şirket, AI teknolojisine yatırım yaparken onu iş süreçlerine tam olarak entegre edememekten ve vaat edilen verimlilik artışını yakalayamamaktan yakınıyor. IBM’e göre, bu sorunun çözümü “agentic AI” — yani sonuç odaklı, özerk çalışan AI ajanları — yaklaşımlarında yatıyor. Ancak bu ajanların sadece teknoloji değil, stratejik vizyonla desteklenmesi gerekiyor. Tam da bu noktada IBM, AI ajanlarının etki kapasitesini artırmak üzere üç temel strateji öneriyor: önce doğru problemi belirlemek, sonra AI’ye net bir vizyon kazandırmak ve son olarak da AI’yi sistemden ayrı tutmayıp tüm organizasyona entegre etmek.

İlk adım “problemi bulmak”, yani AI ajanının çözeceği iş sorununu dikkatle seçmek. Kötü tanımlanmış ya da dar kapsamlı problemler, ajanı boşa çalıştırabilir. İkinci adımda “AI ile net vizyon”, ajanların hangi hedeflere ulaşması gerektiğini açıkça tanımlamak demek: üretkenlik artışı mı, hata azaltma mı, süreç otomasyonu mu? Bu vizyon, ajan davranışlarını yönlendirecek. Üçüncü strateji “AI’yi izole etme”: AI ajanlarının ayrı bir silo içinde değil, organizasyonun veri akışına, sistemlerine ve kullanıcı süreçlerine gömülü olması gerekir. Aksi halde teknoloji ile iş süreci arasında kopukluk oluşur.

Sonuç olarak, AI ajanları ancak stratejik planla desteklendiğinde kurumsal dönüşüme katkı sağlayabilir. IBM’in önerdiği bu üç strateji, AI projelerinin “deneme sürecinden” gerçek iş değerine geçmesine köprü kurmayı hedefliyor. Teknoloji odaklı yaklaşımların ötesine geçilip, vizyon ve entegrasyon eksenlerine yatırımı artıran kurumlar, AI çağında öne çıkma şansını yakalayabilir.

Kaynak: IBM


Başa Dön