Generatif yapay zekâ modelleri hızla büyürken, bu teknolojinin enerji tüketimi ve karbon salımı üzerindeki etkileri de tartışma konusu oluyor. MIT araştırmacılarına göre, 2030’a kadar veri merkezlerinin enerji talebi iki katına çıkabilir ve bu durum küresel ölçekte ciddi bir iklim yükü doğurabilir.

Uzmanlar iki temel karbon kaynağına dikkat çekiyor: operasyonel karbon (donanımların çalışırken tükettiği enerji) ve gömülü karbon (donanım ve veri merkezi inşaatının üretim maliyetleri). Araştırmalar, GPU’ların düşük güç modlarında çalıştırılması, model eğitiminde gereksiz tekrarların azaltılması, daha küçük ve optimize edilmiş modellerin kullanılmasıyla önemli enerji tasarrufu sağlanabileceğini gösteriyor. Ayrıca, iş yüklerinin karbon yoğunluğu düşük saatlere kaydırılması, veri merkezlerinin soğuk iklimlerde kurulması ve yenilenebilir enerjiyle desteklenmesi öneriliyor.

MIT ekibi aynı zamanda “Net Climate Impact Score” adlı yeni bir ölçüm çerçevesiyle, AI projelerinin hem olumsuz karbon etkilerini hem de enerji verimliliği gibi olumlu katkılarını dengeli biçimde değerlendirmeyi hedefliyor.

Yapay zekânın iklim üzerindeki yükü küçümsenemez boyutta olsa da, geliştirilen teknikler ve yeni politikalarla bu etki azaltılabilir. Donanım verimliliği, akıllı enerji planlaması ve AI’nın kendi çözümlerinden yararlanmak, sürdürülebilir bir yapay zekâ geleceği için kritik görünüyor. MIT araştırmacıları bu süreci “tek seferlik bir fırsat” olarak nitelendiriyor: Şimdi atılacak adımlar, ileride iklim krizine karşı alınabilecek en etkili önlemlerden biri olabilir.

Kaynak: news.mit


Başa Dön